Telefon: +90 232 336 0707 - 24/7 Arayıninfo@netgoz.net
FacebookInstagram Harita
F. Cem Küçükerdönmez2026-09-12

Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejenerasyonu): Kuru ve Yaş Tip Arasındaki Farklar, İğne ve Destek Tedavileri

Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejenerasyonu): Kuru ve Yaş Tip Arasındaki Farklar, İğne ve Destek Tedavileri

Görme merkezinizi kaybetmek — bu, sarı nokta hastalığının yani makula dejenerasyonunun tam olarak tehdit ettiği şey. 50 yaş üstündeyseniz, ailenizde bu hastalık varsa ya da yakın zamanda göz muayenesinde "makula" kelimesini duymaya başladıysanız, bu yazı tam size göre.

Burada üç önemli konuya bakacağız: kuru tip ile yaş tip makula dejenerasyonu arasındaki farklar neler, yaş tip için uygulanan iğne tedavisi (Anti-VEGF) gerçekten işe yarıyor mu, ve hastalığı yavaşlatmak için günlük hayatta ne yapabilirsiniz.

Karmaşık tıp terimleri yerine, işinize gerçekten yarayacak bilgilerle devam ediyoruz.

Sarı Nokta Hastalığı Nedir ve Neden Önemlidir?

Makula Dejenerasyonunun Gözünüzdeki Rolü

Gözünüzün tam merkezinde, yaklaşık bir iğne başı büyüklüğünde küçücük bir bölge var: makula. Bu küçük alan, okuma, araba kullanma, yüz tanıma ve renk görme gibi tüm ince ayrıntı işlerinden sorumlu. Retina'nın bu özel noktasındaki ışığa duyarlı hücreler hasar gördüğünde, merkezi görme yavaş yavaş bulanıklaşmaya başlar.

Sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu), tam olarak bu bölgeyi etkileyen kronik bir göz hastalığıdır. Çevre görmenizi korurken merkezi görme alanınızı giderek çalar.


Hastalığın Görme Kaybına Yol Açma Süreci

Makula dejenerasyonu iki farklı yoldan ilerler:

  • Kuru tip: Makula altında "drusen" adı verilen sarı birikintiler oluşur. Hücreler yavaş yavaş incelir ve hasar görür. Görme kaybı yıllara yayılarak sinsi bir şekilde ilerler.
  • Yaş tip: Makula altında anormal yeni kan damarları büyür. Bu damarlar kırılgan olduğundan sızdırır ve kanar; görme kaybı çok daha hızlı gerçekleşir.

Her iki tipte de önce düz çizgiler eğri görünmeye başlar, sonra okurken bazı harfler kaybolur, en sonunda merkezi görme alanında karanlık bir leke oluşur. Tamamen körlük nadirdir çünkü çevre görme genellikle korunur; ancak bağımsız günlük yaşamı sürdürmek ciddi ölçüde zorlaşır.


Risk Altındaki Gruplar ve Yaygınlık Oranları

Makula dejenerasyonu, 50 yaş üstü bireylerde kalıcı merkezi görme kaybının en sık nedenidir. Dünya genelinde 200 milyondan fazla kişiyi etkiliyor ve bu sayının 2050'ye kadar ikiye katlanması bekleniyor.

Risk faktörleri şöyle sıralanabilir:

  • Yaş: 60 yaş üstünde risk belirgin biçimde artar
  • Genetik: Ailede makula dejenerasyonu öyküsü varsa risk 3-4 kat yükselir
  • Sigara kullanımı: En önemli değiştirilebilir risk faktörü; sigara içenlerde hastalık 2-3 kat daha sık görülür
  • Açık renk iris: Mavi veya yeşil gözlülerde risk biraz daha fazladır
  • Uzun süreli güneş maruziyeti: UV ışınlarına karşı korumasız kalan gözler daha savunmasızdır
  • Yüksek tansiyon ve kardiyovasküler hastalıklar: Damar sağlığı doğrudan makula sağlığını etkiler

Kadınlarda daha uzun yaşam beklentisi nedeniyle hastalık oranı erkeklere kıyasla daha yüksek çıkmaktadır.

Kuru Tip Makula Dejenerasyonu: Belirtiler ve İlerleme Süreci

Kuru Tipin Temel Özellikleri ve Erken Belirtileri

Kuru tip, makula dejenerasyonunun en yaygın formudur ve tüm vakaların yaklaşık %85-90'ını oluşturur. Retina altında "druzen" adı verilen küçük sarımsı birikintilerin oluşmasıyla başlar. Erken dönemde belirtiler oldukça sinsidir:

  • Okurken satırların hafif bozuk görünmesi
  • Düşük ışıkta görmede zorlanma
  • Renklerin soluk veya donuk algılanması
  • Yüz tanımada küçük güçlükler

Bu belirtiler başlangıçta o kadar yavaş gelişir ki çoğu kişi yıllarca farkına bile varmaz.


Druzen Birikiminin Görmeye Etkisi

Druzenler, retina pigment epiteli ile Bruch zarı arasında biriken protein ve lipid kalıntılarıdır. Boyutları ve yoğunlukları görme kalitesini doğrudan etkiler:

  • Küçük druzenler: Genellikle görmeyi fazla bozmaz, erken uyarı işareti sayılır
  • Orta boy druzenler: Merkezi görüşte hafif bulanıklık yaratabilir
  • Büyük druzenler: Retina hücrelerine baskı yaparak ciddi görsel bozulmaya yol açar

Druzenler aynı zamanda yaş tipe geçiş riskini artıran en önemli faktörlerden biridir; bu yüzden göz doktorları bu birikintilerin boyutunu ve sayısını yakından takip eder.


Hastalığın Evrelerine Göre Görsel Kayıp Düzeyleri

Kuru tip üç temel evrede incelenir:

  1. Erken evre: Küçük-orta boy druzenler mevcut, görsel kayıp yok veya çok minimal
  2. Orta evre: Büyük druzenler ve/veya retina pigment epitelinde değişiklikler; okuma gibi ince işlerde güçlük başlar
  3. İleri evre (Coğrafi Atrofi): Fotoreseptör hücreleri ölmeye başlar, merkezi görüşte kalıcı ve belirgin kayıp oluşur

Coğrafi atrofi aşamasında kişi, karşısındaki yüzün ortasında siyah ya da gri bir leke görür gibi tarif eder bu durumu.


Kuru Tipin İlerleme Hızını Etkileyen Faktörler

Her hastada hastalık aynı hızda ilerlemez. Süreci hızlandıran başlıca etkenler şunlardır:

  • Sigara kullanımı: İlerleme riskini 2-3 kat artırır
  • Genetik yatkınlık: CFH ve ARMS2 gen varyantları kritik rol oynar
  • Beslenme alışkanlıkları: Antioksidan ve omega-3 açısından fakir diyetler riski yükseltir
  • Uzun süreli UV maruziyeti: Güneş gözlüğü kullanmamak retinaya zarar verir
  • Yüksek tansiyon ve kardiyovasküler sorunlar: Retina kan akışını olumsuz etkiler

Yaş Tip Makula Dejenerasyonu: Neden Daha Tehlikelidir?

Anormal Damar Büyümesinin Görmeye Etkisi

Yaş tip makula dejenerasyonunda asıl sorun, retinanın altında anormal ve kırılgan yeni damarların oluşmasıdır. Bu damarlar sağlıklı değildir; kolayca sızıntı yapar, kan ve sıvı biriktirir. Makula bölgesine sızan bu sıvı, görme hücrelerini hasar görmeye zorlar. Sonuç olarak:

  • Merkezi görmede ani ve belirgin bozulma yaşanır
  • Düz çizgiler dalgalı ya da eğri görünmeye başlar (metamorfopsi)
  • Görme alanının ortasında karanlık, gri ya da bulanık bir leke oluşabilir
  • Renklerin algılanması güçleşir

Bu hasar, kuru tipteki yavaş seyreden hücre kaybından çok farklıdır. Sıvı birikimi ve kanama, görme hücrelerini kısa sürede tahrip edebilir.


Yaş Tipin Hızlı İlerleme Gösteren Belirtileri

Kuru tipte yıllar içinde yavaşça ilerleyen belirtiler, yaş tipte haftalar hatta günler içinde ortaya çıkabilir. Bu yüzden erken fark etmek çok kritik. Dikkat edilmesi gereken işaretler şunlar:

  • Amsler Izgarası testi: Evde yapılan bu basit testte kareli ızgaranın çizgileri dalgalı ya da kopuk görünüyorsa bu ciddi bir uyarı işaretidir
  • Merkezi görme kaybı: Yüzleri tanımakta zorlanmak, okuma güçlüğü, ekran görüntüsünün net görünmemesi
  • Ani görme değişiklikleri: Sabah uyandığınızda görmenin belirgin biçimde farklılaşması

Yaş tipte semptomlar genellikle tek gözde başlar; bu yüzden iki gözü ayrı ayrı test etmek gerekir. İki gözle bakıldığında sağlam göz, zayıf olanı telafi ettiğinden sorun fark edilmeyebilir.


Kuru Tipten Yaş Tipe Geçiş Riski

Kuru tip makula dejenerasyonu olan herkes potansiyel olarak yaş tipe dönüşüm riski taşır. Bu geçiş önceden tahmin edilemez ve her zaman belirti vermez. Bazı önemli noktalar:

  • Kuru tipin ileri evresi olan "coğrafi atrofi" yaş tipe geçiş riskini artırır
  • Bir gözde yaş tip gelişmişse diğer gözde de oluşma ihtimali yüksektir
  • Risk faktörleri arasında sigara kullanımı, yüksek tansiyon ve genetik yatkınlık yer alır
  • Drusen adı verilen sarı birikintilerin büyüklüğü ve sayısı, geçiş riskinin önemli bir göstergesidir

Bu dönüşümü önceden yakalamak için düzenli göz muayenesi ve evde Amsler Izgarası takibi son derece değerlidir.

Kuru ve Yaş Tip Arasındaki Temel Farklar

A. Hastalığın Oluşum Mekanizmasındaki Farklılıklar

Kuru tip makula dejenerasyonunda, retina altında druzen adı verilen sarımsı birikintiler oluşur ve retina pigment epiteli yavaş yavaş hasar görür. Bu süreç onlarca yıl sürebilir; hücreler adım adım ölür.

Yaş tipinde ise tablo çok daha sert başlar. Retina altına anormal, kırılgan kan damarları büyür (koroidal neovaskülarizasyon). Bu damarlar sızdırır, kanar ve makula dokusunu hızla tahrip eder. Kuru tipte kuru bir erozyon varsa, yaş tipinde adeta bir sel baskını söz konusudur.


B. Görsel Bozulma Hızı ve Şiddeti Açısından Karşılaştırma

  • Kuru tip: Görme kaybı yıllara yayılır, hasta bunu çoğu zaman geç fark eder. Merkezi görme giderek bulanıklaşır ama ani kötüleşme nadirdir.
  • Yaş tip: Günler, hatta saatler içinde ciddi görme kaybı yaşanabilir. Çizgiler eğri görünmeye başlaması, görme alanında karanlık bir leke belirmesi alarm işaretidir.

Yaş tipindeki görme kaybı çok daha derin ve kalıcı olabilir. Kuru tip ileri evreye (coğrafi atrofi) ulaşmadan görme pratikte işlevini koruyabilir.


C. Tanı Yöntemleri ve Tespit Sürecindeki Ayrımlar

Kuru tip tanısında:

  • Fundus fotoğrafı ve biyomikroskopi ile druzen tespiti
  • Fundus otofloresans görüntüleme (hasar haritası çıkarmak için)
  • OCT ile retina katmanlarının incelenmesi

Yaş tip tanısında:

  • OCT-Anjiografi veya Floresein Anjiografi: Sızdıran anormal damarları net gösterir
  • OCT: Retina altı sıvı birikimini ortaya koyar
  • Amsler grid testi evde takip için hâlâ geçerli, basit bir araçtır

Yaş tipin tanısı aciliyeti nedeniyle çok daha hızlı konulmalıdır; geciken her gün ek retina hasarı demektir.


D. Her İki Tip için Prognoz ve Uzun Vadeli Beklentiler

Kuru Tip : İlerleme Hızı -> Yavaş, Körlük Riski -> Düşük - orta, Tedaviye yanıt -> Sınırlı, Takip sıklığı -> 6-12 Ay

Yaş Tip : İlerleme Hızı -> Hızlı, Körlük Riski -> Yüksek (tedavisiz), Tedaviye yanıt -> Anti-VEGF ile iyi, Sınırlı, Takip sıklığı -> 4-8 hafta

Kuru tipte yaşam kalitesi uzun süre korunabilir. Yaş tipte erken ve düzenli tedavi başlanırsa görmenin büyük bölümü kurtarılabilir; ama ihmal edilirse görme geri dönülemez biçimde yok olabilir.

İğne Tedavisi (Anti-VEGF): Yaş Tip İçin Umut Verici Çözüm

Anti-VEGF İlaçlarının Çalışma Mekanizması

Yaş tip makula dejenerasyonunda sorun, gözde anormal ve kırılgan yeni damarların büyümesidir. Bu damarlar sızıntı yaparak sarı noktada hasar bırakır. Anti-VEGF ilaçları tam da bu noktada devreye girer; VEGF adı verilen ve bu damarların büyümesini tetikleyen proteini bloke eder. Böylece anormal damar oluşumu durur, sızıntı azalır ve mevcut hasar daha da ilerlemiş olmaz. Türkiye'de en sık kullanılan Anti-VEGF ilaçları şunlardır:

  • Ranibizumab (Lucentis)
  • Aflibercept (Eylea)
  • Bevacizumab (Avastin)
  • Faricimab (Vabysmo) – daha yeni nesil bir seçenek


Tedavi Sürecinde Uygulanan İğne Sıklığı ve Protokolleri

İlaç, ince bir iğneyle doğrudan göz içine (intravitreal) enjekte edilir. Kulağa ürkütücü gelse de işlem topikal anestezi ile yapılır ve genellikle birkaç dakika sürer. Tipik bir tedavi protokolü şöyle işler:

  • Yükleme dozu: İlk 3 ay arka arkaya aylık enjeksiyonlar yapılır.
  • İdame dozu: Görme durumuna ve retina görüntülerine göre enjeksiyonlar arasındaki süre uzatılabilir; "tedavi et ve uzat" (treat-and-extend) ya da "izle ve tedavi et" (pro re nata) protokolleri uygulanır.
  • Bazı hastalarda yıllarca düzenli enjeksiyon gerekebilir.


Tedavinin Etkinliği ve Beklenen Görsel İyileşme

Anti-VEGF tedavisi, yaş tip makula dejenerasyonunda görme kaybını durdurmada son derece başarılıdır. Klinik veriler şunu söylüyor:

  • Hastaların büyük çoğunluğunda görme kaybının ilerlediği durdurulabiliyor.
  • Yaklaşık üçte birinde belirgin görsel iyileşme yaşanıyor.
  • Erken başlanan tedavi, daha iyi sonuçlar veriyor; gecikilmiş vakalarda iyileşme sınırlı kalabiliyor.

Beklentileri gerçekçi tutmak önemli; tedavi mucize yaratmaz ama görmeyi koruma açısından ciddi bir fark yaratır.


Olası Yan Etkiler ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Göz içi enjeksiyon güvenli bir işlem olmakla birlikte bazı riskleri de beraberinde getirir:

  • Geçici: Gözde batma, kızarıklık, uçuşan cisimcikler
  • Nadir ama ciddi: Göz içi enfeksiyon (endoftalmi), göz tansiyonunda ani yükselme, retina dekolmanı
  • Enjeksiyon sonrası gözü ovalamamak ve steril kurallara uymak çok önemlidir.
  • Enjeksiyondan sonra 24-48 saat göz kızarıklığı veya hafif rahatsızlık hissi normal kabul edilir; ancak ağrı veya görme bozukluğu hemen doktora bildirmeyi gerektirir.

Destekleyici Tedaviler ve Yaşam Tarzı Değişiklikleri

AREDS Takviyelerinin Hastalık İlerlemesini Yavaşlatmadaki Rolü

Kuru tip makula dejenerasyonunun orta veya ileri evresindeki hastalarda AREDS2 formülü önemli bir yer tutar. Bu takviye şunları içerir:

  • C vitamini (500 mg)
  • E vitamini (400 IU)
  • Çinko (80 mg)
  • Bakır (2 mg)
  • Lutein (10 mg) ve Zeaksantin (2 mg)

Araştırmalar, bu formülün ileri evre makula dejenerasyonuna geçiş riskini yaklaşık %25 oranında azaltabildiğini gösteriyor. Ancak şunu bilmek lazım: AREDS takviyeleri hastalığı durdurmaz, sadece ilerleme hızını yavaşlatır. Erken evre hastalarda ya da henüz makula sorunu olmayanlarda bu takviyelerin belgelenmiş bir faydası yok. Hangi takviyenin size uygun olduğuna göz doktorunuzla birlikte karar vermeniz en doğrusu.


Beslenme Düzeninin Makula Sağlığına Katkısı

Tabağınızdaki yiyecekler gözlerinizi doğrudan etkiler. Makula sağlığını destekleyen bir beslenme düzeni için şunlara yer açın:

  • Koyu yapraklı yeşillikler: Ispanak, kale ve brokoli lutein ile zeaksantin açısından oldukça zengin
  • Yağlı balıklar: Somon, uskumru ve sardalye omega-3 yağ asitleri sağlar; bu yağlar retina hücrelerini korur
  • Renkli sebze ve meyveler: Havuç, tatlı patates, biber ve portakal gibi besinler antioksidan deposudur
  • Kuruyemişler ve tohumlar: E vitamini ve sağlıklı yağlar içerir

Bunların yanı sıra sigara kullanımı makula dejenerasyonu riskini dramatik biçimde artırır; bırakmak en etkili koruyucu adımlardan biridir. İşlenmiş gıdalar ve doymuş yağlar açısından zengin bir diyet de retina sağlığını olumsuz etkiler.


Düşük Görme Yardımcıları ve Rehabilitasyon Seçenekleri

Makula dejenerasyonu merkezi görmeyi etkiler; bu durum okuma, yüz tanıma ve sürüş gibi günlük aktiviteleri zorlaştırır. Görme kaybı yaşayan kişiler için çeşitli yardımcı araçlar ve programlar mevcut:

  • Büyüteçler ve teleskopik lensler: Hem el tipi hem elektronik modeller mevcuttur
  • Yüksek kontrastlı ekranlar ve büyütücü yazılımlar: Tablet ve bilgisayarlarda görmeyi kolaylaştırır
  • Konuşan saatler, sesli okuyucular ve sesli kitaplar: Günlük hayatı kolaylaştıran pratik çözümler
  • Düşük görme rehabilitasyon programları: Uzman terapistler eşliğinde kalan görme potansiyelini en verimli şekilde kullanmayı öğretir

Görme kaybı depresyon ve sosyal izolasyona yol açabilir. Bu nedenle psikolojik destek almak ve hasta destek gruplarına katılmak tedavinin ayrılmaz bir parçası olmalı.

Erken Tanı ve Düzenli Göz Kontrolünün Önemi

Amsler Izgarası ile Evde Yapılabilecek Basit Takip

Amsler ızgarası, kareli bir kâğıttan ibaret görünse de makula sağlığını takip etmek için son derece pratik bir araçtır. Kullanımı oldukça basittir:

  • Gözlüğünüzü takın ve ızgarayı göz hizasına getirin (yaklaşık 30 cm mesafe)
  • Bir gözünüzü kapatıp merkezdeki noktaya odaklanın
  • Çizgilerin düz mü yoksa dalgalı, bükülmüş ya da silik mi göründüğüne dikkat edin
  • Aynı işlemi diğer gözle tekrarlayın

Çizgilerde bozulma, karartı ya da boşluk fark ederseniz vakit kaybetmeden göz doktoruna gidin. Bu testi haftada bir yapmak, herhangi bir değişikliği erken yakalamak açısından büyük fark yaratır.


Göz Doktoruna Ne Zaman ve Ne Sıklıkla Başvurulmalı

Makula dejenerasyonu söz konusu olduğunda "gözüm iyi görüyor, muayeneye gerek yok" düşüncesi oldukça yanıltıcı olabilir. Hastalık, fark edilmeden ilerleyebilir.

  • 50 yaş üstü bireyler: Yılda en az bir kez kapsamlı göz muayenesi
  • Ailede makula dejenerasyonu öyküsü olanlar: 40'lı yaşlarda takip başlamalı
  • Kuru tip tanısı alanlar: 6 ayda bir kontrol önerilir
  • Yaş tip tedavisi görenler: İğne aralıklarına göre aylık veya daha sık kontrol gerekebilir

Görüntüde ani bozulma, merkezi karartı veya renk algısında değişim yaşandığında randevu beklemek yerine aynı gün başvurulmalıdır.


Genetik Yatkınlık Durumunda Alınması Gereken Önlemler

Ebeveynlerden birinde makula dejenerasyonu varsa risk belirgin biçimde artar. Bu durumda yapılabilecekler:

  • Genetik test: CFH ve ARMS2 gen varyantları taşıyıcılığı öğrenilebilir
  • Sigara bırakma: Risk faktörleri arasında en yüksek etkiye sahip olanı
  • Antioksidan takviyeler: AREDS2 formülü yüksek riskli bireylerde doktor önerisiyle kullanılabilir
  • Koyu renkli yapraklı sebzeler: Lutein ve zeaksantin alımını artırmak için düzenli tüketim


Teknolojik Gelişmelerin Tanı ve Tedaviye Katkıları

Son yıllarda tanı teknolojileri inanılmaz bir hız kazandı:

  • OCT (Optik Koherens Tomografi): Makulayı katman katman görüntüler, milimetre altı değişiklikleri tespit eder
  • Yapay zeka destekli tarama: Retina fotoğraflarını analiz ederek erken risk işaretlerini saptar
  • Genetik biyobelirteçler: Kişiye özel tedavi planı oluşturmaya yardımcı olur
  • Yavaş salınımlı ilaç implantları: Sık iğne ihtiyacını azaltmaya yönelik geliştirilen yeni nesil çözümler

Bu teknolojiler sayesinde hastalık çok daha erken dönemde yakalanıp yönetilebilir hale geliyor.

Sarı nokta hastalığı, göz sağlığını sessiz sedasız tehdit eden ve zamanla görme kaybına yol açabilen ciddi bir durum. Kuru tip daha yavaş ilerlerken, yaş tip çok daha hızlı ve agresif bir seyir izleyebilir. İki tip arasındaki bu farkı bilmek, hem doğru tedaviye yönlenmek hem de süreci daha bilinçli yönetmek açısından gerçekten büyük önem taşıyor. Anti-VEGF iğne tedavisi, yaş tip için umut verici sonuçlar sunarken; sağlıklı beslenme, sigara bırakma ve düzenli kontroller her iki tip için de koruyucu bir kalkan görevi görüyor.

En önemli şey şu: Gözlerinizde herhangi bir değişiklik fark ettiğinizde ya da risk faktörleriniz varsa beklemeyin. Erken tanı, bu hastalıkla mücadelede en güçlü silahınız. Bir göz doktoruyla görüşmek için yarını beklemeyin; görme sağlığınız, hayat kalitenizin tam merkezinde yer alıyor.

Prof. Dr. Fehmi Cem KüçükerdönmezProf. Dr. F. Cem KüçükerdönmezGöz Hastalıkları Profesör Doktor

Profesör Doktor Fehmi Cem Küçükerdönmez, 1975 Uşak doğumlu olup, İlk ve Orta Öğrenimini bu şehirde tamamlamış; ancak 1983-86 tarihleri arasında Almanya’nın Moosburg kentinde öğrenim görmüştür. Lise öğrenimini Eskişehir Fatih Fen Lisesi’nde tamamladıktan sonra kazandığı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1999 yılında tıp doktoru olarak mezun olmuştur. İhtisas eğitimini 1999-2003 yılları arasında Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları bölümünde tamamlayarak göz hekimi ünvanı kazanmıştır. Aynı üniversitede 2012 yılına kadar görev yapmış olup, 2010’da doçentlik ünvanı almıştır. 2012-2016 yılları arasında İzmir Üniversitesi Medicalpark Hastanesi Göz Bölüm Başkanlığı görevi yapmış, 2015 yılında profesörlük ünvanı almıştır.

Yardıma Mı İhtiyacınız Var?

7/24 Arayabilirsiniz: +90 232 336 0707

Göz Sağlığınız İle İlgili Kafanıza Takılan Sorular, Karar Veremediğiniz Durumlar Mı Var?

Netgöz Cerrahi Tıp Merkezi'nde

Bize Güvenin,
Her Zaman Yanınızdayız info@netgoz.net